Yuvayı Dişi Kuş Yapar

Yuvayı Dişi Kuş Yapar

Yuvayı Dişi Kuş Yapar

3 dk okuma

"Yuvayı dişi kuş yapar kızım, azıcık alttan al. Hep karşıdan bekleme, biraz da sen çaba göster. Bak biz babanla..." Annesinin sözleri Esra’nın kulağında çınlıyordu. Kocası Mehmet’le ilgili ne zaman annesini arasa, hep aynı cümleleri dinliyordu. Annesinin vereceği öğütleri artık ezbere bildiğinden, Esra bu kez onu aramadı.

"Gerçekten yuvayı sadece dişi kuş mu yapar?" diye düşündü genç kadın. Önce anne ve babasının ilişkisini, sonra da Mehmet’le olan kendi evliliğini tarttı zihninde. Evet, evin içini neşesiyle ısıtan, orayı sıcak bir yuvaya dönüştüren dişi kuş olmalıydı; ama ya erkek kuş? Onun görevleri nelerdi? Kol kanat germek, korumak, sahiplenmek ve dişi kuşu huzurlu hissettirmek değil miydi?

İnsan neden yuva kurmak isterdi ki? Aslında temel amaç ihtiyaçlarını gidermekti; bunun yolu da bir başkasının ihtiyaçlarını karşılamaktan geçiyordu. Bir yuvanın gerçek bir "yuva" olabilmesi için bu alışverişin karşılıklı olması şarttı.

Peki, Esra ve Mehmet bunu ne kadar başarabilmişti?

Görünürde her ikisi de üzerine düşen sorumlulukları yerine getiriyordu. Biri çalışıp eve ekmek getiriyor, diğeri pişirip temizliyor, evi çekip çeviriyordu. Ancak ikisi de mutlu değildi. Somut ihtiyaçlar karşılansa da evliliklerinde huzur yoktu. Çünkü insanın soyut ihtiyaçları da vardı: Görülmek, beğenilmek, sevilmek, değer görmek, güçlü ve güzel hissettirilmek... Bu ihtiyaçlar karşılanmadığında evlilik, resmi bir kurum olmaktan öteye gidemiyordu.

Esra için kendi eksiklerini sıralamak çok kolaydı: "Mehmet üzerine düşeni yapmıyor ki! Yapsa zaten böyle mi olurdu? İnsan eve gelince eşine bir 'nasılsın' demez mi? Yorgun olduğumu görünce en azından dışarıda yemek yiyelim demez mi? Yaptığım onca işi görüp bir teşekkür etse yetecek aslında..."

Esra, sorunları çözmek için uzun konuşmalar yapmaları gerektiğini düşünüyordu. Saatlerce beklentilerini anlatıyordu ama Mehmet’in verdiği cevaplar da hep kendi beklentileriyle ilgili oluyordu. Karşılıklı ama birbirine asla değmeyen, paralel savunmalar yapıyorlardı. Mehmet’in listesi de en az Esra’nınki kadar uzundu: "Eve geldiğimde kapıyı bir kez olsun güler yüzle açtın mı? Bütün gün dışarıda koşturuyorum, bir de evde surat asılmasını çekiyorum. Geldiğimde yemek bile hazır olmuyor çoğu zaman. Bütün gün evde ne yapıyorsun?"

Bu tartışmaların sonunda Esra, bazen Mehmet’e hak veriyordu; nihayetinde onun da ihtiyaçları vardı. Fakat konuşmalar bir çözüme bağlanmıyor, sadece bir kısır döngü içinde olduklarını fark ediyordu. "Bu döngünün bir yerden kırılması gerekiyor," dedi kendi kendine. Evliliğin gerçek bir bağa dönüşmesi için karşılıklı ihtiyaçların giderilmesi önemliydi.

Peki, herkesin sadece kendi eksikliğinden bahsettiği bir yerde bu nasıl mümkün olacaktı?

İnsanların bencil olduğu bir iklimde "bağ" kurulabilir miydi? Kabul etmesi zor olsa da Esra, kendisinin de bencillik yaptığını fark etti. Mehmet’in çabasını, zorlandığı noktaları ve yaptığı iyi şeyleri görmezden geliyor; sadece kendi ihtiyaçlarına odaklanıyordu. Mehmet’in durumu da benzerdi ama birinin ilk adımı atması, "ben" demekten vazgeçip "sen" demeye başlaması gerekiyordu. Üstelik bunu, karşılığını bir alacaklı gibi beklemeden yapmalıydı.

Esra, ilk adımı atan taraf olmaya karar verdi ve sorduğu soruyu değiştirdi: "Mutlu olmak için neye ihtiyacım var?" yerine, "Mehmet’in mutlu olması için neye ihtiyacı var?" sorusuna odaklanacaktı.

Akşam için Mehmet’in en sevdiği menüyü hazırlamaya karar verdi: Mercimek çorbası, karnıyarık, pilav ve yanına cacık... Bu, başlangıç için güzel bir adım olacaktı. Kapıyı açtığında yüzüne sıcak bir tebessüm de ekleyecekti. Belki de annesinin dediği gibi, yuvayı gerçekten dişi kuş yapardı. Huzurlu bir evlilik için denemeye değerdi…

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar (89)

  • Hatice Yıldırım dedi ki

    1 Nisan 2026

    Gerçekten etkileyici okudum okudum yine okudum. "Mutlu olmak için neye ihtiyacım var?” yerine, “Mehmet’in mutlu olması için neye ihtiyacı var?” sorulması gereken..
    Kaleminize yüreğinize sağlık..

  • Şeyma dedi ki

    1 Nisan 2026

    İnsan beklentiyi bırakıp ihtiyaç görmeye başladığında hayatında nelerin değiştiğini fark ediyor. İnsanı mahfetti bu bekletiler....

  • Ramazan Altıntop dedi ki

    1 Nisan 2026

    Bazen bir evliliği değiştiren şey büyük fedakârlıklar değil, küçük ama bilinçli dokunuşlardır.
    Karşı tarafın neyi sevdiğini hatırlamak, bir sofrayı özenle kurmak, kapıyı bir tebessümle açmak… Bunlar basit gibi görünür ama aslında ilişkinin ruhunu besleyen en güçlü adımlardır.
    Bu metin şunu çok güzel hatırlatıyor:
    Sevgi sadece hissetmek değil, emek vermektir.
    Anlayış sadece beklemek değil, önce adım atabilmektir.
    Ve bazen bir evin huzuru, işte tam da böyle küçük ama içten başlangıçlarla yeniden yeşerir.

  • súmeyra Kahya dedi ki

    1 Nisan 2026

    Harika bir yazıydı ,ellerinize sağlık.
    Okurken kendi hayatımı okudum adeta..
    Evet sorulması gereken soruyu doğru sorduğunuzda çözüm hakkı oluyor👍🏻

  • Melek dedi ki

    1 Nisan 2026

    Kaleminize sağlık…Evet hepimiz mutluluğu aradaığımız belki de bulamadığımız evrelerden geçiyor ve bazen de o öyle yapsa,bu böyle dese diye beklentiyle mutlu edilmek istiyoruz.Yanlız biz gerekli adımları atıp karşımızdakini nasıl mutlu edebiliriz diye düşünmüyoruz.Belki bizim attığımız küçük adımlar karşımızdaki insanı cesaretlendirip hayatı dengede yaşayabiliriz .

  • Leyla Altıntop dedi ki

    1 Nisan 2026

    Gerçekten güzel olmuş kaleminize sağlık,günümüzde sürdülebilir evlilikler azaldı çiftlerin daha duyarlı ve saygılı olmaları lazım .

  • Ayşe Ç. dedi ki

    1 Nisan 2026

    Kendi mutluluğumuzun aslında karşı tarafın mutluluğuna bağlı olduğunu, onunda ihtiyaçları olduğunu nedense fark edemeyebiliyoruz. Oysa sevgi ne idi, sevgi emekti. :) Bunu fark edip Esra gibi bizde bir yerlerden başlayabiliriz sanki :)

  • Leyla Altıntop dedi ki

    1 Nisan 2026

    Eşlerin birbirlerinin alanlarına saygılı olmaları ve hoş görü
    Çok güzel olmuş.

  • Havva Mutlu dedi ki

    1 Nisan 2026

    Yüreğinize sağlık bir çok kişinin derdini ne güzel dillendirmişsiniz. Herkes kendisinin isteklerine yoğunlaşmış. Hiçbirimiz karşımızdakinin ihtiyacı ne demiyoruz. Haydi öyleyse bu yazıyla bizler de bir sdım atalım. Bakalım yuvayı dişi kuş mu yapar? 👍❤️🌸

  • bedia oral dedi ki

    1 Nisan 2026

    “Yuvayı Dişi Kuş Yapar” yazınızı büyük bir dikkat ve duyguyla okudum. Anlatımınızdaki sadelik, aslında ne kadar derin bir gerçeği gözler önüne seriyor: Bir yuvayı gerçekten “yuva” yapan şey, sadece yapılan işler değil; görülen, hissedilen ve paylaşılan duygular.

    Esra’nın içsel sorgulamaları o kadar tanıdık ki… Pek çoğumuz ilişkilerimizde haklı olmayı, anlaşılmayı beklerken; karşı tarafın ihtiyaçlarını görmeyi ihmal edebiliyoruz. Yazınız, bu kör noktayı incelikle fark ettiriyor. Özellikle “ben”den “sen”e geçiş vurgusu, bir ilişkinin dönüşümünde ne kadar kritik bir eşik olduğunu çok güzel anlatmış.

    En etkileyici tarafı ise, çözümü büyük sözlerde değil; küçük ama samimi adımlarda bulmanız. Bir tebessüm, bir düşünce, bir çaba… Bunların küçümsenen ama aslında bağ kuran en güçlü köprüler olduğunu hatırlattınız.

    Kaleminize sağlık. Bu yazı sadece bir hikâye değil, aynı zamanda pek çok ilişkiye ayna tutan ve umut veren bir farkındalık çağrısı olmuş.

  • Dilan S. dedi ki

    2 Nisan 2026

    İnsanın nefsine uymasa da dönüp aynaya bakması, kendini ölçüp biçmesi doğru bir adım. Kaleminize sağlık.

  • Nehir Ç. dedi ki

    2 Nisan 2026

    Aslında bir döngü içinde oldugunu fark etmek ne kadar büyük bir adim...
    Kaleminize sağlık.

  • Beyza dedi ki

    2 Nisan 2026

    Esra yolunu bulmuş görünüyor, tüm Esraların yolunu bulabilmesi ümidiyle inşallah

  • Nermin K. dedi ki

    2 Nisan 2026

    . Soruları hep kendimize soruyoruz karşı taraf için acaba ne ister neye ihtiyacı var demiyoruz? Bakış açımızı değiştirmek bazen çoğu sorunu halledebilir. Emeğinize sağlık

  • Gülcan dedi ki

    2 Nisan 2026

    Okuduğumda çok etkilendim!Huzurlu bir evlilik için gerçekten okuyup kendimizi gözden geçirtecek bir yazı👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻yüreğinize emeğinize sağlık ❤️

  • Evrim İşsever dedi ki

    2 Nisan 2026

    İkili ilişkilerde sürekli karşıdan beklemek yerine, önce kendimizde bir şeyleri değiştirmemiz gerektiğinin farkına varabilmek gerek. Üzerinde düşünülmesi gereken bir yazı...

  • Sevil Çerçi dedi ki

    2 Nisan 2026

    Beklentiler her iki tarafı da yorar. Kendi kabuğumuzdan çıkıp karşı tarafı nasıl mutlu edeceğimizi düşünmeye başladığımız an dönüşmeye başladığımız andır...

  • Derya ü dedi ki

    2 Nisan 2026

    İnsanın kendinden çıkması kolay değil.. ihtiyacını kalibre edebilmek için kendimden çıkmam gerekir.

  • mariya dedi ki

    3 Nisan 2026

    Gercekten çok guzel insanlar mutlu olmak için neye ihtiyacı var iyi bir ben için bakış açımızı degiltirmek için oldukça guzel yazılmış bir yazı emeginize saglık

  • Emine Ç dedi ki

    3 Nisan 2026

    İlişkilerde toprağa benzemiyor mu.? Meyve vermek istiyorsan öncelikle toprağa tohum vermelisin.
    İlk adımı atan her zaman büyük payı alır. :)

  • Yasemin Hoşer dedi ki

    3 Nisan 2026

    Çok güzel bir yazı ve bakış açısı.
    İnsan mutlu olduğunda mutlu edebiliyor.
    Eşimin beni mutlu edebilmesi için mutlu olması lazım.
    Peki onun mutlu olması için ne lazım?

  • Fatih dedi ki

    3 Nisan 2026

    Şu dönemde evliliği, aileyi korumak adına yapılan herşey çok kıymetli...
    Hanımlar attıkları bir adımın karşı taraftaki etkilerini bilseler keşke. Kıymetli bir yazıydı.

  • Merve Karakuş dedi ki

    6 Nisan 2026

    Herkesin önce ‘Ben’ dediği yerde ‘Sen’ diyebilen olmak..
    Beklentilerimizi düşük tutmak. Başkasından değil de kendimizden beklemek..
    Mutlu olmanın, mutlu etmenin aslında o kadar da zor olmadığını fark ediyor insan.

    Güzel bir farkındalık olmuş. Emeğinize sağlık 😇🩵🦋

  • Atakan K. dedi ki

    6 Nisan 2026

    Ne güzel bir makaleydi ellerinize sağlık kıymetli ilişkilerde olması gereken karşılıklı alışveriş dengesi ve hissedilen o huzur duygusu gerçekten mutlu edici.

  • Dilan Akbay dedi ki

    7 Nisan 2026

    Elinize sağlık çok güzel bir yazıydı. Evli çiftlere farklı bir bakış açısı kazandırıyor. Boşanmaların arttığı bir dönemde bu bakış açısı bir nebze de olsa umut olabilir evliliklerin saadeti için.

  • Aynur dedi ki

    9 Nisan 2026

    "Mutlu olmak için neye ihtiyacım var?” yerine, “karşımdakinin mutlu olması için neye ihtiyacı var?” sorusu gerçekten kilit bir cümle👌
    Günümüzde insanlar hep kendi istek ve ihtiyaçlarına odaklanıp, karşıyı yok saydığı için problemlere çözüm bulamıyoruz. Hak aramaktan vazgeçip, hak eden alabilirsek zaten sorunlarda kendiliğinden çözülecektir, 🌷

  • Narin dedi ki

    9 Nisan 2026

    Her ilişki zamanla monotonlaşır.Bize bu çoğu zaman kötü bir şey gibi gelir ama aslında biraz da huzurdur monotonluk.Sanırım bütün sorunlar yaşadığımız çağdan kaynaklanıyor.Sosyal medyada bir sürü gösteriş paylaşımları ve çoğu insanın özenmesi ilişkisini de kendisini de yetersiz görmeye başlamasına sebep oluyor.Herşey çok kolay aslında-karşılıklı konuşup eksikleri düzeltme çabası göstermek,ve en önemlisi şükretmek.Sadece eksiklere değil,güzel taraflarına da bakmak gerekir.Tabi her iki tarafta çaba göstermeli

  • Dilber Uluyer dedi ki

    9 Nisan 2026

    Harika bir yazı tebrik ederim.

  • IA dedi ki

    9 Nisan 2026

    Beklentisiz ilk adımı atmak.

  • Sümeyye A. dedi ki

    9 Nisan 2026

    Metin, evlilikte çoğu zaman gözden kaçan bir noktayı çok sade ama etkili bir şekilde anlatmış. İnsan genelde kendi beklentilerine odaklanırken, karşısındakinin ihtiyaçlarını görmeyi ihmal ediyor. Bu bakış açısı değişimi gerçekten düşündürücü. Özellikle somut sorumluluklar yerine duygusal ihtiyaçların altının çizilmesi çok yerinde. Akıcı dili ve gerçek hayata yakınlığıyla okuyucuyu kendini sorgulamaya iten güzel bir yazı olmuş.

  • Anıl dedi ki

    9 Nisan 2026

    İlişkilerde beklentiye girmeden, karşılıklı ihtiyaç gidermeyle mutlu olunacağını anlatan güzel bir yazı olmuş. Aslında pek çok ilişkinin ana problemini konu almış.

  • Ayşe dedi ki

    9 Nisan 2026

    İnsan karşısındakini görüp kendini göremeyen bir varlık. Yani bakmayı bilirsek karşımızdakinin ihtiyaçlarını görmemiz daha kolay. Ama biz hep en zor olanı yapmak istemişiz, kendine bakmaya çalışmak.Bu çok zor. İşte ”Ben” e odaklanmak da hayatı böyle zor hale getiriyor. Halbuki “Mehmet sen ne istersin ?” demek, Mehmet in neye ihtiyacı var ,nasıl mutlu olur sorusunu sormak beni de tanımlıyormuş meğer.
    Ben o mutlu olsun diye gülümseyince o da ben zarar görmeyeyim diye kapının dışa çıkmış vidasını düzeltmiş, ben şık görünsün diye gömleğini ütüleyince o da ben seviyorum diye çilek almış.” Ben yerine Sen” in ihtiyacına odaklanınca “İyi ki sen “ diyen bir öyküye dönüşmüş hayatımız.
    Kaleminize sağlık …🖋️

  • Sevde K dedi ki

    10 Nisan 2026

    Sanırım günümüzün en büyük problemi bu; ilişkilerin bu kadar kolay bitmesinin sebebi de… Sorunu sürekli dış dünyada aramak, beklentilerini yonetememek..Oysa aşırı isteğin olduğu yerde bilinçli kalabilmek için sorulması gereken en guzel soru olmus sorunuz: “Karşımdaki insanın mutlu olması için neye ihtiyacı var?” Eğer amaç gerçekten birlikse ve sadece kendi isteklerimi ya da egomu tatmin etmek değilse, çözüm zaten burada başlıyor.Doğru çözüme ulaşmanın yolu ise, problemi doğru tespit etmekten geçiyor.Emeginize saglik…

  • Elif dedi ki

    10 Nisan 2026

    Bitti denilen yerden yeniden başlamanın gücünü hissettiren, çok dokunaklı bir paylaşım. 'En parlak yıldızlar zifiri karanlıkta açığa çıkar' cümlesi uzun süre hafızamda kalacak. Kaleminize sağlık.

  • Hacer Alay dedi ki

    10 Nisan 2026

    Yazınızı okurken modern evliliklerin en büyük eksiğinin 'görülmek ve duyulmak' olduğunu bir kez daha fark ettim. Somut sorumluluklar yerine getirilse de ruhun doyurulmadığı bir evlilik, dediğiniz gibi sadece resmi bir kuruma dönüşüyor. Esra’nın o zor adımı atıp 'sen' demeye başlaması çok ilham verici. İçten ve çözüm odaklı yaklaşımınız için teşekkürler.

  • Yasemin kaya dedi ki

    10 Nisan 2026

    İnsan problem karşısında karşı tarafı değil kendi ne yaparım dediğin andan itibaren olumlu yönde problem farkilasmamaya başlıyor .
    Bu yazıda bunun apaçık örneği olmuş emeği geçen hocalarıma sağlık...

  • Şenay dedi ki

    10 Nisan 2026

    Kaleminize yüreğinize sağlık (bir yuvanın "yuva" olabilmesi için bu alışverişin karşılıklı olması şarttı) ne kadar doğru bir söz.

  • Öznur Sındıraç dedi ki

    10 Nisan 2026

    Evet insan sadece benim isteklerim karşılanmalı gibi düşündüğü zaman problemin çözümünü göremiyor. Çok aydınlatıcı bir yazı olmuş ellerinize sağlık

  • Gülden dedi ki

    11 Nisan 2026

    "Hep ben mi yapacağım?" Diyenleri duyar gibi oldum.
    Evet. Önce ben kendi sahnemin, rolümün hakkını vereyim ve sonra seyredeyim filmin nasıl döndüğünü... :))

  • Fatime dedi ki

    11 Nisan 2026

    Empati kurmak bir ilişkide olmazsa olmazlardan.Sadece ben değil bencilce düşünceden sıyrılıp biz diyebilmektir.

  • Amire dedi ki

    11 Nisan 2026

    Yuvayı sadece biri değil, iki insan güzelleştirir
    Emek verilirse sevgi büyür, ihmal edilirse eksilir
    Her şey biraz da kalpten bakabilmekte 🌿
    Kaleminize sağlık✨

  • Amire dedi ki

    11 Nisan 2026

    Yuva tek kişinin değil, iki kalbin emeğiyle kurulur
    Sevgi, saygı ve anlayış olmadan hiçbir şey tamam olmaz
    Asıl mesele birlikte ayakta tutabilmek 🤍

  • Münire dedi ki

    11 Nisan 2026

    Gerçekten çok güzel bir yazıydı kaleminize sağlık .Tamda ihtiyacım olan bir zamanda çıktı karşıma teşekkür ederim .

  • Eda dedi ki

    12 Nisan 2026

    Bu yazı, evlilikte huzurun ve mutluluğun sadece görevleri yerine getirmekle değil; karşılıklı anlayış, empati ve küçük ama anlamlı adımlarla mümkün olduğunu çok etkileyici ve samimi bir dille anlatıyor. Özellikle bireyin önce kendi bakış açısını sorgulayıp değişime kendinden başlaması gerektiğini vurgulaması, metni hem düşündürücü hem de ilham verici kılıyor. Okuyana, ilişkilerde “ben” yerine “biz” diyebilmenin ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatan güçlü bir anlatım sunuyor.

  • Mevre dedi ki

    13 Nisan 2026

    "Benim neye ihtiyacım var" değil, "Senin neye ihtiyacın var?"

    Mutlu etmenin mutlu olmakla ilişkisi var aslında. Başkasının ihtiyacına odaklandığımızda hayat da bizim ihtiyacımızı gideriyor.

    Hayata başka bir yerden bakabilmemiz için çok güzel bir yazı. Emeğinize, kalemizine sağlık 🤗🌷

  • Arzu ay dedi ki

    13 Nisan 2026

    Yuvayı dişi kuş yapar” sözü yıllardır söylenir ama aslında yuva iki kişinin emeğiyle ayakta kalır. Birinin fedakârlığıyla değil, karşılıklı anlayış ve destekle gerçek huzur oluşur. Bu yazı, evliliğin sadece görev paylaşımı değil, duygusal sorumluluk da gerektirdiğini çok güzel hatırlatıyor. Yuva, iki taraf da kendini değerli hissettiğinde gerçekten yuva olur.

  • Elif y dedi ki

    13 Nisan 2026

    İnsan bu gün hep kendisinim ihtiyacını düşünerek problemlerin için boğulurken Mehmet'in mutlu olmak için neye ihtiyacı var ? Sorusu çok düşündürücü ve az sorulan bi soru.

  • Mevre dedi ki

    13 Nisan 2026

    “Benim neye ihtiyacım var” değil, “Senin neye ihtiyacın var?”

    Mutlu etmenin mutlu olmakla ilişkisi var aslında. Başkasının ihtiyacına odaklandığımızda hayat da bizim ihtiyacımızı gideriyor.

    Hayata başka bir yerden bakabilmemiz için çok güzel bir yazı. Emeğinize, kaleminize sağlık 🤗🌷

  • Ş.aksoy dedi ki

    13 Nisan 2026

    Bazen basit ama etkili adımlar hayat kurtarır diyebiliriz... Saadet vesilesi yuvalarımız afiyetle daim olsun.. teşekkür ediyoruz.

  • Büşra Çoban dedi ki

    13 Nisan 2026

    İhtiyaç giderenin ihtiyacı giderilir… kendi ihtiyacına değil de karşıdakinin ihtiyacına konsantre olduğunda insanın kendi ihtiyacı beklediğinden daha güzel gideriliyor :) kaleminize sağlık…

  • Öznur dedi ki

    14 Nisan 2026

    Bizler mutlu olmak için kendi üzerimize düşeni yapıp ilk adımı atan olduğumuzda kazançlı çıkacağız. Karşımızdaki insanın mutluluğunu düşünürken aslında mutluluğu kendimiz yakalayacağız demek ki. Elinize emeğinize sağlık çok anlamlı bir makale.

  • Sinem dedi ki

    14 Nisan 2026

    İnsan ki ne güzeldir fıtrat üzere yaşayabilen… kaleminize sağlık🌷

  • Gönül dedi ki

    14 Nisan 2026

    insan bir şeyleri değiştirmek istiyorsa şikayet etmek yerine kendine bakıp kusurlarını düzeltmeye kendinden başlamalı
    Ama diğer nokta da insan bir şeyleri düzelteyim derken kendinden bir şeyler vermeli evet ama bu verme dengeli olmalı hikayedeki birisi verici oldu ama oraya bir ünlem attım yani çünkü bir şeyler düzelteyim derken kendi sınırlarını belirleyememek fazla vermek hatta bazen haklıyken haksız konuma düşebilir insan…

  • Fatma sena dedi ki

    14 Nisan 2026

    “Benim neye ihtiyacım var?” sorusundan “Senin neye ihtiyacın var?” bakışına geçebilmek, insanın iç dünyasında bambaşka bir kapı aralıyor. Gerçek mutluluğun, başkasının ihtiyacını fark edip ona dokunabildiğimiz yerde filizlendiğini bir kez daha hatırlatıyor. İnsan verdikçe eksilmiyor, aksine içi doluyor. Bu bakış açısı, hayata daha derin ve anlamlı bir yerden bakabilmemiz için çok kıymetli. Kalbinize ve kaleminize sağlık.

  • Cananyigin dedi ki

    14 Nisan 2026

    Empati kurmak bir ilişkide olmazsa olmazlardan biridir yuva sadece bir kişi değil iki kişi arasındadır iki elmanın yarısı misali…

  • Bengü Bilgiç dedi ki

    14 Nisan 2026

    Emeğinize sağlık. Ne kadar da önemli bir noktaya değinmişsiniz yazınızda , ben demekten vazgeçip sen diye bakabilmek. Doğadaki kuşları düşündüm bende yazınızı dan sonra . Kuşlarda yuvalarını kurarken doğada aynı şeyi yapıyorlar erkek topluyor getiriyor dişi örüyor veya yapıştırıyor ama birbirlerinden beklentileri yok bunları yapınca bir yuva kurabileceklerini biliyorlar. O yüzdende hep neşeli sesler duyuyoruz onların ötüşlerinde . Gerçektende aile olmak , sevmek, sevilmek emek ister. Teşekkürler

  • Neriman dedi ki

    14 Nisan 2026

    Kim olursa olsun, ilişkide olduğumuz insanları iyi kalibre ettiğimizde mutlu ve başarılı ilişkiler kurmamız kaçınılmaz olmaktadır. Eşinin, dostunun, arkadaşının neye ihtiyacı olduğunu görmek, farkedebilmek ve buna göre davranış sergilemek en büyük mutluluk…
    Yuvayı yuva yapan içindeki bireylerin karşılıklı hoşgörü ve anlayışla birbirilerine kenetlebilmeleridir. Ben değil SEN diyerek BİZ olabilmektir.
    Kaleminize sağlık…

  • Nermin dedi ki

    15 Nisan 2026

    İlişkilerimizde sıkıntılar yaşadığımızda kurduğumuz bağın her iki kişi için de sağlam olabilmesi için kendimiz yerine karşı taraftaki insanın mutlu olmak için ne istiyor sorusunu sorduğumuzda zaten çözümü de bulmuş oluyoruz. Aslında makalede bahsedildiği gibi karşı tarafı düşünmek ne istediğini anlamaya çalışmak çözümü oluşturmak sorunu ortadan kaldırmanın en büyük adımı makalede çok güzel örnekler verilmiş. Emeğinize sağlık

  • Mehtap Aktürk dedi ki

    15 Nisan 2026

    İlişkilerde karşı tarafı anlamak ne istediğini bilmek aslında kendi sorununu çözmek ile ilişkilendirilmiş çok güzel örnekler verilmiş. Bakış açımızı değiştirmek hayatımıza daha olumlu sonuçlar getireceği ve SORUNLARI ortadan kaldıracağı anlatılmış emeğinize sağlık çok güzel.

  • Esra Yılmaz dedi ki

    15 Nisan 2026

    Herkesin kendi eksiğini bahsettiği yer de bir sonuca varılmıyor. Makale de çok güzel bahsedilmiş. İlişki tek başına yaşanan bir bağ değil. Sorulması gereken soruyu sorduğumuz doğruya daha fazla yaklaşıyoruz. Kaleminize sağlık.

  • Meltem Özcan dedi ki

    15 Nisan 2026

    O kadar ders çıkartıcı ve hayatın içinden bir yazı ki gerçekten günlük hayatta hepimizin yaşadığı sarmaları çok iyi özetlemiş özetlemekle de kalmamış çözüm yollarında göstermiş samimi ve içten bir yazı

  • Nur Çalımfidan dedi ki

    15 Nisan 2026

    Aynı yönde yürümek istediğimiz yolda denge içerisinde birbirimizin ihtiyaçlarını karşılamak bizi mutlu edecektir. Çok güzel bir yazı olmuş emeğinize sağlık.

  • Seher Meriçersin dedi ki

    15 Nisan 2026

    Hep bi beklenti içerisinde olduğun zaman karşı tarafın hislerini göremiyorsun.oysaki herkesin ihtiyac olduğu şeyler var.en zor beklenti aslında anlaşılmaktır bir birini anladığın zaman herşey cokdaha kolay çözülür.

  • Dilan Akbay dedi ki

    15 Nisan 2026

    Günümüzde her insanın sorun yaşadığı bir noktaya parmak basılmış bu yazıda.
    İnsan ilişkilerinde hep bir karşı taraftan beklenti var ama ben ayna karşısına geçip kendi mi sorguluyor muyum acaba? Ben neyi doğru yapıyorum diye sormadan karşı tarafın yanlışlarına odaklanmaktan sıkıntı yaşıyor insan ilişkilerinde.

  • Nurbanu dedi ki

    16 Nisan 2026

    İnsanın görmek istemediği ama görüp çözünce yol almaya başladığı o can alıcı noktayı ne güzel anlatmışsınız, ihtiyaç gidermek. Emeğinize sağlık

  • Eda Şakar dedi ki

    16 Nisan 2026

    Aslında insan kendinde çıkıp karşıdakinin ihtiyacına odaklanma hem beklentisi düşer hem de ihtiyaç giderdikce kendi ihtiyaci da gideriliyor. İnsan ben ben dedikçe kaybediyor. Kaleminize sağlık ihtiyaçlı bir yazı olmuş.

  • Seyma dedi ki

    17 Nisan 2026

    🥰 acıkcası part 2 yi merak ettim direk... nefesimi tutarak geeelldiiimm ki reklaam.;)) sade ve hayattan kesit bir yazı olmus ellerinize sağlık.

    Yasa net... yeter ki çıraklıktan korkmayalım ve bilinc acıklıgı ile sabırla devam edebilelim...

  • Büşra dedi ki

    17 Nisan 2026

    İlişkiler ne güzel ele alınmış.. Karşının ihtiyacını gidermek üzere kurulan bir bağ, ne kıymetli.. İnsanların "Ben" dediği bir zamanda karşıyı düşünebilmek.. Kendi ihtiyacına değil, karşının gerçek ihtiyacını görüp, ihtiyaç gidermeye odaklanmak..
    Kıymet bilenlerden olmak duasıyla🤲🏼

  • Elif Çalışkan dedi ki

    18 Nisan 2026

    İnsan ben merkezden çıkıp, biz merkeze geçince kazanan olacaktır aslında. Hem ihtiyaç gören, hem ihtiyaç gideren olacaktır…

  • Elif dedi ki

    18 Nisan 2026

    evlilik ben duygusundan çıkıp biz duygusuna geçilmesi gerekilen evre. emeğinize sağlık:)

  • Hülya dedi ki

    21 Nisan 2026

    İnsan kendisinden çıkıp karşısındaki kişinin ihtiyacına bilinç vermeye başlayınca ortadaki sisi çok güzel bir şekilde kaldırmış oluyor.☺️

    Kaleminize sağlık.

  • Aisha dedi ki

    22 Nisan 2026

    Geçim ehli isen her şey hallolur derdi annem. Kişinin evlilikten ne bekledigi de önemli.

  • FİGEN AYDIN dedi ki

    22 Nisan 2026

    Mesela haklı ya da haklı olabilmekte değil, çözümü bulup devam edebilmek.
    Bakış açımıza perde aralayacak faydalı bir yazı. Emeğinize sağlık.

  • Feyza dedi ki

    22 Nisan 2026

    İnsanın sadece evlilikte değil, her ilişkisinde mutlaka bencilliği bırakıp , dönüp bir kendisini sorgulaması ve karşısındakine karşı empati yapması gerekiyor

    Kaleminize sağlık, çok iyi anlatılmış.

  • Tülay dedi ki

    22 Nisan 2026

    Evlenip aynı evi paylaşmak mı?
    O evi yuvaya çevirmek mi?
    İnsan kendi ihtiyacını bir tarafa bırakıp birlikte yaşadığı kişinin ihtiyacına odaklanınca her yeri yuvaya çevirebiliyor.

  • Saim ÜNAL dedi ki

    22 Nisan 2026

    Evet yuvayı dişi kuş yapar. Halk arasında yaygınca kullanılan bir cümle. Gerçekten de yuvayı dişi kuş yani evin hanımı yapar. Gürümüzde yaşanılanları görünce bu kanıya ulaşabiliyoruz. Evin erkeği evden uzaklaşınca, kadın çocuklarına hem analık hem babalık yapabiliyor. Fakat anne evden uzaklaşınca yuva dağılıyor. Baba hem dış işte hem evde zorlanıyor. Çoğu zaman da mutlu ortam oluşmuyor. Bu yüzden Armutun sapı var, üzümün çöpü var demek yerine, her iki tarafta küçük fedakârlıklar yaparak, ortak paydada müşterek mutlulukta buluşabilirler. Uzun yolculukta birlikte yürüyebilirler. Hayat paylaştıkça güzelleşir.

  • Zeliş dedi ki

    23 Nisan 2026

    Mehmet çok şey istiyor
    Çok güzel bir yazı olmuş yine🙏

  • Hande Elbastım dedi ki

    23 Nisan 2026

    Yuvayı ne kadar dişi kuş kursa bile erkek bireyin de eline karşı sorumluluklarının olduğunu bilmesi gerekiyor. Şu dönemde böyle bir değinmeye ihtiyacımız varmış. Elinize sağlık

  • Ayşenur dedi ki

    23 Nisan 2026

    İnsan kendinin farkına vardığında sorularını sorun haline getirmediğinde, problemlerinin çözümlerinin hemen burnunun dibinde olduğunu gördüğünde tüm düğümler çözülüyor aslında..
    Hep benden hep sene dönebilse insanlar, karşısındakini düşününce, karşısındakinde kendisini düşünmeye başlayınca bir bakmışsın tüm zorluklar bitiyor herkes birilerinin ihtiyacını görme derdinde hayat akıp gidiyor.

    Huzur içinde yeni yazılar yazmanız dileğiyle kaleminize sağlık

  • Nihal dedi ki

    23 Nisan 2026

    İhtiyaç görenin, ihtiyacı görülür. Alma verme dengesini sağlamak tüm ilişkileri uzun ömürlü kılar. Mutlu olmanın temelinde bu var.
    Kaleminize sağlık…

  • KÜBRA dedi ki

    23 Nisan 2026

    İnsan beklentiyi bırakıp ihtiyaç görmeye başladığında hayatında nelerin değiştiğini fark ediyor

  • Dilara dedi ki

    25 Nisan 2026

    Bazen insan yakın ilişki kurduğu sevdiklerinden daha çok beklenti içinde oluyor. Oysaki vermeden almak yok bu hayatta önce ben ona vereyim ki hayatta bana versin..

  • Sibel dedi ki

    29 Nisan 2026

    Insan ihtiyac giderdikce ihtiyaci gideriliyor ve kendi yapip ettiklerine odaklaninca toparlaniyor. Cok guzel yazi olmus.

  • canan karakaş dedi ki

    30 Nisan 2026

    Ellerinize ve kaleminize sağlık. Büyük bir farkındalık uyandırdı...

  • Betül dedi ki

    4 Mayıs 2026

    İnsan hep kendinden yana, hep kendini düşünüyor. Kendimizden çıkıp “acaba karşımdakinin ihtiyacı ne?” diye düşünüp bu açıdan bakabilirsek çok daha kaliteli ilişkiler kurmaya başlarız. Ne güzel bir farkındalık yazısı olmuş, kaleminize sağlık :)

  • Feyza poyraz dedi ki

    7 Mayıs 2026

    İnsan önce diğerinin ihtiyacını giderdiğinde aslında diğerinde onun ihtiyacını önceler hale geliyor. Ah insan ben demeyi bırakabilse, sen diyebilse…

  • Sümeyye Sezer dedi ki

    9 Mayıs 2026

    Kendi ihtiyaçlarını karşılamak için karşındakinin ihtiyacını karşılamak ne kadar anlamlı geldi bir anda. Kendim için onun ihtiyacını düşünmek

  • Azra dedi ki

    11 Mayıs 2026

    İnsan hayatında sadece acı veren şeylere odaklanmamalı
    Harika bir yazı emeğinize sağlık

  • Sultan dedi ki

    11 Mayıs 2026

    Emeğinize, yüreğinize sağlık öncelikle gerçekten çok etkileyici bir konuya değinilmiş yani kendimiz için beklediklerimiz aslında başkasının da beklentisi bunu farketmek çok önemli teşekkür ediyorum emeği geçen herkese

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.