
Tatlı Dil
Aralık ayının başı, haftanın ortasıydı. Kış mevsiminin habercisi olan ve siyaha dönmeye başlayan gri bulutlar, aynı zamanda yağmurun da habercisiydi. Parktan gelen çocuk sesleri, rüzgârın uğultusuna karışıyordu. Pencereyi açıp temiz havanın ciğerlerine dolmasına izin verdi Neriman.
Yıllardır hiç düşünmediği bazı şeyler, zihnini kurcalamaya başlamıştı. Evlilik, çocuk yetiştirme, okul telaşı derken yıllar akıp gitmiş, yaşı 50 olmuştu. Pencereden dışarıyı seyrederken, "Ben nerede hata yapıyorum?" diye düşünüyordu.
“Ailemi bir arada tuttum,” dedi içinden. Güzel seneler geçirmişti bu evde. Keyifli pazar kahvaltılarını, torunlarının kahkaha seslerini hatırladı. Bayramlarda, özel günlerde bir araya geldiklerinde Neriman hep ortamı yumuşatan kişi olmuştu. Her ailede olurdu böyle durumlar. Normal değil miydi zaten? Yuvayı dişi kuş yapardı. O da elinden geleni yapmıştı.
Peki, nasıl bu hale gelmişlerdi?
Son zamanlarda çocuklarına ne söylese tepki alıyordu. Geçenlerde küçük kızıyla yaşadıkları tartışma geldi aklına. Aylin 19 yaşındaydı ve üniversitede okuyordu. Neriman o gün kızını odasında ağlarken görmüştü. Aylin, arkadaşlarıyla buluşma yerini ayarlarken tartışmıştı. “Anne, beni hiç önemsemiyorlar. Bana uzak olduğunu bile bile seçiyorlar buluşma yerini. Gözden ilk çıkardıkları hep ben oluyorum!” demişti ağlayarak.
Neriman ise kızı için çok üzülmüş ve ona yol göstermek istemişti: “Arkadaşlarının hepsi karşı tarafta oturuyorlar, bir tek senin için burada buluşmaları zor olmaz mı? Hem görüşmek istiyorsan biraz onlara uyum sağlamalısın değil mi?” Bu sözler Aylin’i iyice kızdırmıştı: “Sen hep beni suçla zaten anne. Uyumsuz olan hep Aylin zaten. Sürekli ‘sen sen’ diye beni suçlamandan bıktım artık.”
Neriman o an neye uğradığına şaşırmıştı. Kızının sesindeki öfke, tanıdık bir kırgınlığı taşıyordu. Neriman bunu o ana kadar fark edememişti. “Ben sadece sana yardımcı olmaya çalışıyorum” diyordu ki yarım kalan sözleri havada asılı kalmıştı Neriman’ın. Aylin annesini dinlenmeden kapıyı sertçe kapatarak odadan çıkmıştı.
Şimdi pencerenin önünde dışarıyı seyrederken o anı tekrar düşündü. Kızının ağladığını görmüş, onu teselli etmek istemişti. Peki, Aylin neden bu kadar tepki vermişti ki? Arkadaşları gerçekten onu önemsemiyor olabilir miydi? Soğuk ve bol oksijenli havayı solurken düşünmek Neriman’a iyi gelmişti. O an Aylin’le yeniden konuşmaya karar verdi.
Akşam yemekten önce konuyu açtı, “Kızım, arkadaşlarına gücenmekte haklısın ama şikâyet etmek yerine bu durumu onlarla konuşmalısın. Senin üzüldüğünü bilseler onlar da üzülür. Bazen insan sevdiği kişilere kırılabilir, kırgınlığının söylenmeden fark edileceğini zanneder ama öyle olmaz. Seni üzen konularda tepkini ortaya koymazsan, bunu tekrar yapmalarına izin vermiş olursun,” diyerek kızının yanında olduğunu hissettirdi. Aylin, annesiyle tekrar konuşunca rahatlamış ve konuyu arkadaşlarına taşımaya karar vermişti.
Aylin, o gün buluşma yerine arkadaşlarından önce gitti. Herkes gelince de sıkıntısını onlara anlattı. “Hepiniz Avrupa Yakası’nda oturduğunuz için hep o tarafta buluşuyoruz. Ama ben buraya gelirken üç araç değiştiriyorum. Bu durum bana, beni önemsemediğinizi düşündürüyor. Kendinizi ön planda tutuyormuşsunuz gibi hissediyorum. Arkadaşlarım hakkında böyle düşünmek de beni çok üzüyor.” Dedi. Arkadaşları bu sözleri duyunca Aylin’e hak vermiş ve orta yolu bulmaya karar vermişlerdi.
Aylin o akşam eve geldiğinde annesine arkadaşlarıyla aralarında geçen konuşmaları olduğu gibi anlattı. Üzerinden koca bir yük kalkmış gibiydi.
Kızının arkadaşlarıyla olan ilişkisi, Neriman’ın zihninde yeni bir pencere açmıştı. Mutfakta bir yandan çay demliyor, bir yandan düşünüyordu. Aylin’in arkadaşlarıyla konuşurken kimseye “Siz böylesiniz!” dememesi dikkatini çekmişti. Ne kimseyi suçlamış ne de savunmaya geçmişti. Bu yüzden kimse kırılmadan ve tartışma yaşanmadan mesele tatlıya bağlanmıştı.
Neriman, iyi niyetle söylediklerinin neden duvara çarptığını şimdi anlıyordu. Haklıyken haksız duruma düştüğünü fark etmişti. Niyeti kötü olmasa da konuşma tarzı yanlış anlaşılabiliyordu. Derdini anlatayım derken duyguları devreye giriyor, adil bir bakış açısı sunamıyordu. Bazı zamanlar konuşma tarzı suçlayıcı olabiliyordu. Bu da karşı tarafın savunmaya geçmesine neden oluyordu. “Tartışma ortamı, kendimizdeki eksikleri görmemize engel oluyor,” diye düşündü.
Neriman o gün önemli bir karar aldı. Artık konuşurken karşısındakinin egosunu aktifleştirmeden, tarafsız ve yapıcı bir dille iletişim kuracaktı. Eskilerin deyimiyle samimi iletişimin anahtarı tatlı dil değil miydi zaten.

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
Toplam 1 tepki
Yorumlar (32)
Ş. Ç dedi ki
26 Ocak 2026Tatlı dil yılanı deliğinden çıkartır, kötü söz insanı çığrından çıkartır demişler. Boşuna dememişler. Oysa insana tavsiye edilen “tatlı dilli güler yüzlü olmazsan etrafında kimse kalmaz.”
Öznur Sındıraç dedi ki
2 Mart 2026Evet karşı tarafa onu anladığını hissettirmek çok önemli.Karşı tarafı düşünerek ince ayar bir konuşma ortamı yumuşatıyor
Yıldız Erkara dedi ki
30 Ocak 2026muhatabın egosunu aktiflestirmeden
tarafsız ve yapıcı bir dil .
İletişimin altın anahtarı gibi.Burcu dedi ki
2 Nisan 2026Karşı tarafı suçlamadan ben diliyle konuşup duygularını aktifleştirmeden kendini anlatabilmek etkili iletişimde çok önemli. Bu makalede de aslında hayatımızı ne kadar kolaylaştırdığını görüyoruz. Kaleminize sağlık 😊🙏🏼
Fulden dedi ki
30 Ocak 2026Kimse bizi kulaklarıyla dinlemiyormuş sahi sadece egosuyla dinliyormuş...
Meral G. dedi ki
1 Şubat 2026İnsanın, birisinden deneyim alması nasıl da kıymetli.
Kendi davranışını görmeyebilirdi Neriman ve de sivri konuşmalarını önemsiz-küçük görebilirdi ama o çözüm aradı. Önemsemediğimiz o alışkanlıkları değiştirmeye karar vermek ve bu kararın arkasında durabilmek... Ne güzel bir duruş.Sonra hayatında neler değişti? Neriman bize yine anlatsın isterdim :)
Özlem D. dedi ki
1 Şubat 2026Gerçekten de anlayarak, doğru kalibre ederek ve yumuşaklıkla, tatlı dille iletişim kurabilmek ne kadar önemli… Hayatta, ilişkilerimizi, satınalmamızı, başarımızı olumlu/ olumsuz etkileyebilecek çok önemlii bir özellik… “Benim için değerlisin o nedenle illetişimimizde bu konuda özen gösteriyorum” imajını veriyor…
Yasemin kaya dedi ki
2 Şubat 2026Emeğinize sağlık.... ilişkide samimiyet ilişkiyi bağını kuvvetlendirir .
Samimiyet insanın doğasına hizmet ederAyse dedi ki
5 Şubat 2026Direkt egomuza çarpan her konuşma ile iletişimi sonlandırıyor maalesef. Duygularımızı daha dengede tutarak, karşıdaki kişilerin sevdiklerimiz olduğunu hatırlayarak daha destekleyici ve birleştirici bir iletişim kurabiliriz. Bu yazı bana bu konunun önemini hatırlattı
Sevil Çerçi dedi ki
5 Şubat 2026Ne güzel bir pencere açtınız bende... Evet tatlı dilin önemli olduğunu biliyoruz ancak çoğu zaman bunun ne demek olduğunu veya nasıl uygulanabileceğinin pratik örneğini pek bulamıyoruz... Güzel bir aydınlanma oldu... Teşekkürler :))
Gülcan dedi ki
5 Şubat 2026Kendimizi ve konuşma tarzımızı gözden geçirmemiz için yazılmış harika bir yazı👏🏻
Leyla Fırat dedi ki
5 Şubat 2026Benimde iletişimde uzun süreler fark etmeden yaptığım en büyük hatalardan biriydi “sen dili” kullanmak. Aslında “ben dili”yle konuşmak, karşı tarafı suçlamadan ve kötü hissettirmeden duygularımızı ifade etmemize imkân tanıyor. Bu farkındalığı kazanmış olmak benim için de hayatımda önemli bir adım oldu.
Duygu dedi ki
6 Şubat 2026Çok sakin bir anlatımı var ama etkisi hiç sakin değil… Bir annenin niyetiyle bir evladın algısı arasındaki o ince çizgi çok doğal bir şekilde gösterilmiş. Karakterler kusursuz değil, tam da bu yüzden çok gerçekler. Okurken taraf tutmadım; ikisini de anladım. Metnin en güçlü yanı da bu bence: suçlu aramıyor, farkındalık yaratıyor. Bitirdiğimde içimde yumuşak bir durma hissi kaldı. Çok güzel bir iç muhasebe metni olmuş.
Omer Emre engin dedi ki
6 Şubat 2026⸻
İyi niyetle söylenen sözlerin bile yanlış bir dille kırıcı olabileceğini çok güzel betimlemiş, suçlamadan, empatiyle konuşmanın ilişkileri nasıl iyileştirdiğini görmek etkileyiciydi. Düzgün bir uslubun iletişimde ne kadar önemli olduğunu vurgulayan oldukça iyi bir anlatım olmuş.
Aynur Ö. dedi ki
11 Şubat 2026''Söylenen söz kadar o sözün nasıl söylemesi gerektiğini'' anlatan çok güzel bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık. Farkındalık için çok teşekkürler :)
Hatice Yıldırım dedi ki
26 Şubat 2026Kaleminize sağlık...
Farkındalıkla samimiyet oluşuyor niyetlerde...Ayşe Bulut dedi ki
27 Şubat 2026Konuşmanın içeriği önemli ama biçimi de önemli... Karışıda ki insanın hatasını direkt yüzüne vurarak ya da olayın olumsuz tarafından başlayarak kaliteli iletişim kurmak pek de mümkün değil. Tatlı dilin önemini tekrar hatırladık kaleminize sağlık
Ayse C. dedi ki
28 Şubat 2026Karşı tarafın egosunu aktifleştirmeden yapılan diyaloğun güzel sonuçları :)
Dilan Sayan dedi ki
6 Mart 2026İnsanlarla “egolarını aktifleştirmeden konuşmak” çok kilit bir anahtar. Kim kendini suçlayan biriyle konuşmak ister ki? Onun söyledikleri ne kadar önemli de olsa gerçekte de olsa duymak istemez insan. Buda ilişkilerimizin bozulmasına neden olur. O zaman doğru iletişim nasıl olmalı? Kaliteli ilişkiler nasıl kurulur? #İlişkilerdeustalıksemineri
Şeyma dedi ki
1 Nisan 2026İnsan kendini doğru anladığında nasıl da doğru ifade ediyor. Problemi dışarda aramak yerine kendi tepkilerimizi gözden geçirmek lazım. Çok anlamlı bir yazı kaleminize sağlık...
Ramazan Altıntop dedi ki
1 Nisan 2026Haklı olmak yetmez, doğru anlatabilmek gerekir.
Tatlı dil kapıyı açar, sert dil kapatır.
Neriman’ın fark ettiği şey aslında işin özü:
İletişimde niyet kadar üslup da kaderi belirler. Bütün bölümlerin harika kalimene sağlık.Kevser dedi ki
1 Nisan 2026Gerçekten iletişimde karşı tarafı kırmadan suçlamadan net ve samimiyetle tatlı dille fayda odaklı konuşmak kıymetlendirir
Tuğba Erkan dedi ki
1 Nisan 2026Doğru olanı güzel anlatmak önemli olan
súmeyra dedi ki
1 Nisan 2026Tamda ilişkide ustalığın formulünü veren bir yazı olmuş ellerinize sağlık.
Konuşurken karşıdaki insanın duygu durumunu iyi anlamak gerekiyor...
Baltayı taşa vurduğumuz yerler burası.bedia oral dedi ki
1 Nisan 2026“Tatlı Dil” yazınız, iletişimin özünü son derece sade ama etkileyici bir dille ortaya koyuyor. Neriman ve Aylin üzerinden anlattığınız bu hikâye, aslında pek çoğumuzun fark etmeden yaşadığı bir iletişim sorununu çok gerçekçi bir şekilde yansıtıyor.
Özellikle iyi niyetle kurulan cümlelerin, yanlış bir üslupla karşı tarafa nasıl farklı yansıyabileceğini ve bunun ilişkilerde nasıl kırılmalara yol açabileceğini çok güzel göstermişsiniz. Aylin’in kendini suçlamadan, açık ve yapıcı bir şekilde ifade edebilmesi ise çözümün anahtarını net biçimde ortaya koyuyor.
Yazının en güçlü yönü, “tatlı dilin” sadece bir öğüt değil, ilişkileri dönüştüren bir yaklaşım olduğunu hissettirmesi. Okuyana hem farkındalık kazandırıyor hem de iletişimde küçük değişimlerin ne kadar büyük etkiler yaratabileceğini hatırlatıyor.
Kaleminize ve emeğinize sağlık. Gerçekten hem düşündüren hem de yol gösteren, değerli bir çalışma olmuş.
Havva Mutlu dedi ki
1 Nisan 2026Ama asıl mesele, o tatlı dilin kalpten gelmesi değilmidir? Tam da yazdığınız gibi samimi olmak. Kaleminize sağlık🙏🏼🌸💕
Fatih dedi ki
3 Nisan 2026Emeğinize sağlık... Söylenenden çok nasıl söylendiğini önemsiyorum.
Nur Çalımfidan dedi ki
6 Nisan 2026çok sık yaşadığımız çoğu zaman fark edemediğimiz durumu net bir şekilde ifade edilmiş bir yazı. İyi niyetli bile olsak yanlış anlaşılabilme olasılığı söz konusu, emeğinize sağlık
Muhammed Kasım Aktaş dedi ki
6 Nisan 2026Kişinin sorunlarına yaklaşımın sorunların çözümünde temel etken olduğunu gösteren güzel bir yazı olmuş teşekkürler.
karbeyaz dedi ki
9 Nisan 2026Tatlılık olgunlasmakla ilgili, olgunlasmak gercegi aramakla...
beril kırgız dedi ki
9 Nisan 2026iletişimde yapılan en büyük hatalardan biri, farkında olmadan suçlayıcı bir dil kullanmak. Bu yazı, bu hatayı çok net bir şekilde ortaya koyuyor. Etkili iletişim teknikleri üzerine yazılmış, düşündürücü bir içerik olmuş. İletişim hatalarını fark etmek ve ilişkileri güçlendirmek isteyen herkes mutlaka okumalı.
ESRA POLAT dedi ki
12 Nisan 2026İyi bir iletişim için sadece iyi niyetin yeterli olmadığını tekrar hatırlatan,
iyi bir dinleme, kişiye değil davranışa yönelik eleştirinin iyi bir iletişimin olmazsa olmazları olduğunu gösteren güzel bir yazı olmuş .
Kaleminize sağlık.
