
Tartışmanın Gölgesindeki Pişmanlık
İnsan iletişim kuran, konuşarak anlaşmaya çalışan bir varlık olsa da çoğu zaman konuşmayı bir güç mücadelesine dönüştürme eğilimindedir. Fikir ayrılıkları, yanlış anlaşılmalar ya da basit bir ego çatışması… Tüm bunlar, çoğu zaman gereksiz tartışmaların fitilini ateşler. En basit bir yanlış anlaşılma bile egonun devreye girmesiyle büyür, dallanır ve içinden çıkılmaz bir hâl alır. Aslında çoğu tartışma, haklı olmaktan çok haklı çıkmaya çalışmanın ürünüdür. Ve ne gariptir ki bu çabanın sonunda kaza
İnsan iletişim kuran, konuşarak anlaşmaya çalışan bir varlık olsa da çoğu zaman konuşmayı bir güç mücadelesine dönüştürme eğilimindedir. Fikir ayrılıkları, yanlış anlaşılmalar ya da basit bir ego çatışması…
Tüm bunlar, çoğu zaman gereksiz tartışmaların fitilini ateşler. En basit bir yanlış anlaşılma bile egonun devreye girmesiyle büyür, dallanır ve içinden çıkılmaz bir hâl alır. Aslında çoğu tartışma, haklı olmaktan çok haklı çıkmaya çalışmanın ürünüdür. Ve ne gariptir ki bu çabanın sonunda kazanan neredeyse hiç olmaz; sadece kaybedilen zaman, gerilen sinirler ve pişmanlıklar vardır. Günlük hayatın akışı içinde, özellikle de stresin yüksek olduğu anlarda, bu tartışmacı yönümüz çok daha kolay ortaya çıkar.
Tartışma; Bir Saniyelik Öfke, Saatlerce Süren Pişmanlık
O akşam İstanbul trafiği, her zamanki gibi yoğundu. Mert, direksiyon başında yorgun bir şekilde ilerliyordu. Gün boyu süren toplantılar, bitmek bilmeyen telefonlar derken zihni zaten doluydu. Tek istediği, bir an önce eve varıp sessizliğe kavuşmaktı. Aynı saatlerde, birkaç araç arkasında ilerleyen Emre de benzer bir ruh hâlindeydi. Onun da günü kötü geçmiş, sabrı çoktan tükenmişti.
Her şey, birkaç saniyelik bir dikkatsizlikle başladı. Mert, sinyal vermeden şerit değiştirdi. Aslında kasıtlı değildi, sadece dalgınlıktan ibaretti; ama Emre için durum farklı görünüyordu. Sert bir şekilde frene bastı, kornaya yüklendi. İçindeki öfke, o an için bir çıkış yolu bulmuştu. Mert, dikiz aynasından olanları fark etti ve o da sinirlendi. “Abartacak ne var?” diye söylendi kendi kendine.
Kornalar art arda çalmaya başladı. Emre aracını Mert’in yanına kadar getirdi, camını indirdi. Mert de aynı şekilde karşılık verdi. Birkaç saniye içinde, iki yabancı insan birbirine bağırmaya başlamıştı bile:
—“Araba kullanmayı öğren!”
—“Sen önce sakin olmayı öğren!”
Sözler keskinleşti, sesler yükseldi.

Trafik akmaya devam ederken onların dünyası, o daracık yolun ortasında kilitlenmişti. Artık mesele bir şerit ihlali değildi; mesele geri adım atmamak, altta kalmamaktı. Sonunda iki araç da yol kenarına çekildi. Kapılar sertçe açıldı. Adımlar hızlı, nefesler düzensizdi. Tartışma büyüdü, itiş kakış başladı. Çevredeki birkaç kişi araya girmeye çalıştı ama öfke çoktan kontrolü ele geçirmişti. Birisi polisi aradı.
Haklı Çıkma Çabasının Vardırdığı Sonuç
Dakikalar sonra siren sesi duyuldu. O an, her şey birden gerçek oldu. Polisler iki tarafı ayırdı, ifadeler alındı. Mert ve Emre, biraz önce yolda birbirine bağıran iki sürücü değil; şimdi karakolda yan yana oturan iki yabancıydı. Sessizlik, az önceki gürültünün yerini almıştı.Mert başını öne eğmişti. Emre ellerini birbirine kenetlemiş, boşluğa bakıyordu.
İkisi de aynı şeyi düşünüyor ama söylemeye cesaret edemiyordu: “Buna gerçekten değer miydi?”
Dakikalar geçtikçe öfke yerini utanca bıraktı. Birkaç saniyelik bir refleks, saatler süren bir strese dönüşmüştü. Belki de sabah hatırlamak bile istemeyecekleri bir anı bırakmıştı geride. Oysa her şey o ilk anda bitebilirdi. Mert küçük bir el hareketiyle özür dileyebilirdi. Emre kornaya basmak yerine derin bir nefes alabilirdi. Biri susabilirdi, biri görmezden gelebilirdi ve hayat kaldığı yerden devam ederdi.
Ama olmadı. Çünkü bazen insan tartışmayı seçer ve o seçim, zincirleme sonuçlar doğurur.
Sonuçta insanın tartışmacı yönü belki kaçınılmazdır; ancak onu beslemek ya da kontrol altına almak tamamen bizim elimizdedir. Trafikte, günlük hayatta, ilişkilerde… Bazen en büyük zafer son sözü söylemek değil, o tartışmayı hiç başlatmamaktır. Çünkü bazı anlar vardır ki haklı çıkmak, kaybettiklerimizi geri getirmez. Gerçek olgunluk; öfkeyi dışavurmakta değil, onu durdurabilmektedir.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
Toplam 1 tepki
Yorumlar (45)
Ayse dedi ki
13 Nisan 2026Her tartışma cevap verilmek zorunda değildir; bazılarını sessizlikle kazanırız.
Canan K. dedi ki
14 Nisan 2026Hiç bir zaman kazanamayacağımız tartışmalar için tartışmayı başlatmamak da bir seçimdir ve çoğu zaman en doğru olanıdır.
Haklı olmak mı, huzurlu olmak mı? İşte asıl mesele bu. Her tartışma cevap hak etmez.
Bazıları sadece sessizlikle kapanır.
Dilan S. dedi ki
13 Nisan 2026Çoğu zaman şu cümleyi kurar insan; keşke o sözü söylemeseydim , o cümleyi kurmasaydım… bu yazıda bu keşkeler için iyi bir açıklık getiriyor. Elinize sağlık.
Meltem Özcan dedi ki
13 Nisan 2026Karşı karşıya değil yan yana yürüyünce güzelmiş hayat❤️
Hatice Yıldırım dedi ki
14 Nisan 2026Her gün karşılaşıp sıradanlaştırdığımız olaylar da aslında hep öfkeye kapılıp, ömürlük pişmanlıklarımız var..
İnsan öfkesini konttol edebilirse çok şey değişir.Sinem dedi ki
14 Nisan 2026Pişmanlık değil midir insanı insan yapan. Pişmanlıktır en güzel okullardan biri. Yeter ki mezun olunabiline✌️
Yazı için kaleminize sağlık🌷Anıl dedi ki
14 Nisan 2026Ah bu Ego... Haklıyken bile haksız duruma düşüren ve sonu pişmanlıkla biten...
Hülya İ dedi ki
14 Nisan 2026İnsan her an seçim yapar. Yaptığı seçim ile karakolada gidebilir, keyifli bir ortamada…
Sonucunu kendi seçer aslında…Sbel dedi ki
14 Nisan 2026Haklı çıkma arzusu çoğu zaman sonuçtan daha baskın hale geliyor. Ama sonuç geldiğinde, o haklılık duygusu yerini utanç ve yorgunluğa bırakıyor.
Şeyma dedi ki
30 Nisan 2026Gerçek olgunluk onu dışa vurmakta değil, onu durdurabilmekte...👏
Merve Karakuş dedi ki
14 Nisan 2026Bazen ne haklı ne de haksız olmak ister insan. Sadece bir keşke demekle yetinir. İşte keşkelerin başladığı yerde pişmanlık vardır. Çoğu tartışmalar ise kazananı olmayan bir hüsranla, dilde asılı kalan o pişmanlıkla biter. Oysa sessizlik, söylenecek binlerce keskin sözden çok daha güçlü bir kalkandır; insanı hem o ağır yükten hem de geri dönüşü olmayan keşkelerden korur.
Güzel bir farkındalık olmuş. Kaleminize sağlı💐
Ayşe D. dedi ki
14 Nisan 2026Duygularımız yoğunken anlık verdiğimiz kararlar pişmanlıkla sonuçlanır. Selam deyip geçmek her iki taraf için kurtarıcı olabilir.Kaleminize sağlık…🪷
Ayşe D. dedi ki
14 Nisan 2026Duygularımız yoğunken anlık verdiğimiz kararlar pişmanlıkla sonuçlanır. Selam deyip geçmek her iki taraf için kurtarıcı olabilir.Kaleminize sağlık…🪷
Fulden dedi ki
14 Nisan 2026Aslında çoğu tartışma, haklı olmaktan çok haklı çıkmaya çalışmanın ürünüdür. Ve ne gariptir ki bu çabanın sonunda kazanan neredeyse hiç olmaz ✨✨✨
Kevser dedi ki
14 Nisan 2026İnsan egosu tartışmaya meyilli
Bu özeliğini uzlaşmaya getirmediğinde ayarını bozuyor maalesef
önce kendine sonra karşısına zarar veriyor
Sonra keşkelerle dolu bir ömür pişmanlık duyuyor oysa çok zor olmazsa gerek özür dilemekESRA dedi ki
14 Nisan 2026Bu olay taraflardan birinin öfkesinin daha da büyümesi yada ufacık bir sebeple çok daha büyük bir olaya dönüşebilir ve bir yol vermeme , trafik hatası senin hayatının geri kalanını mahvedebilirdi. Bize bu olayla tartışmaya meyilli olan insanın EGO'suyla hareket edip, öfkesine yenilmesinin nasıl sonuçlanabileceğini gösterdiğiniz için teşekkür ederim, kaleminize sağlık.
Betül dedi ki
14 Nisan 2026Gerçek olgunluk; öfkeyi dışavurmakta değil, onu durdurabilmektedir.
O duyguları kontrol edebilmek, o tartışmayı hiç başlatmamak o kadar kıymetli ki.. Hayatımızda yaşadığımız tartışmalar için “Gerçekten değer miydi” kısmını bize düşündüren kıymetli bir yazı olmuş…Yasemin kaya dedi ki
14 Nisan 2026Birkaç saniyelik bir refleks, saatler süren bir strese dönüşmüştü bu söz gerçekten çok kıymetli...
Sinirlendiğimde ofkelendigimizde bir sn dursak olay bambaşkalisacak ve kendimizi görmek istemeyeceğimiz karnelerini yaşamaması sagliyacakAynur Öztürk dedi ki
14 Nisan 2026Çok güzel bir yazı olmuş, elinize sağlık 🌷 insan gerçekten duygularını kontrol edemediğinde sonradan pişman olacağı durumların içinde buluyor kendini. Bir anlık öfke yıllarca sürebilen acılara sebebiyet verebiliyor. Öfke bizi ele geçirmeden, bir an durum nefes almak, ortam müsaitse elimizi yüzümüzü yıkamak, su içmek bizi sakinleştirir ve daha doğru tepkiler vermemizi sağlayabilir.
Havva Mutlu dedi ki
14 Nisan 2026Çünkü bazen mesele haklı olmak değil, haklı kalabilmek değil mi?
Ve biz en çok da “ben demiştim” dediğimiz yerde yalnız kalıyoruz. Ne güzel özetlemişsiniz aslında;
keşke biraz susup, beklemeyi öğrensek👍🏻🌸🌸Tülay dedi ki
14 Nisan 2026İnsan duygularını kontrol edebildiği ölçüde güçlenir
kardelen dedi ki
14 Nisan 2026olgunlugun en önemli isaretlerinden biri tartismaya girmemek...
Fatma sena dedi ki
14 Nisan 2026Tartışmaların asıl sebebi çoğu zaman haklı çıkma isteğidir. Tartışma anında herkes kendi doğruluğunu kanıtlama çabasına girer. Oysa biraz sakin kalınabilse, öfke kontrol edilebilse, olaylar bu kadar büyümeden çözülebilir. Asıl mesele haklı çıkmak değil, problemi çözebilmek olmalıdır. Emeğiniz sağlık çok ince düşünülerek ele alınmış bir yazı olmuş
B.G. dedi ki
14 Nisan 2026Gerçekten de sırf bu yüzden daha da kötüsünü yaşayanlar var.
O birkac dakika senelerine malolanlar, hayatına malolanlar var.
Zamanı geri alabilseler eminim ki aynı şekilde davranmazlar.Ayse C. dedi ki
14 Nisan 2026Bazen sadece birkaç saniye…
Ama etkisi saatler, hatta yıllar sürebilir.Neriman dedi ki
14 Nisan 2026İnsanın bilinci ile egosu bir terazinin iki kefesi gibi… Duyguları aktifleştiğinde bilinci kapanınca saniyelik olaylarda bile istemediğimiz sonuçlarla karşı karşıya gelebiliryoruz. Söz gümüşse, sükut altındır demiş atalarımız… Yaşamın içinde okuduğumuz öyküde olduğu gibi bir çok olayla karşılaşabiliyoruz. İnsan biraz dinginleşip, uzaklaşabilse yaşadığı durumdan, her şey güzel sonuçlarla neticelenir… Anlayışlı olabilmek, olaya karşıdaki kişinin gözünden bakabilmek tüm sorunları çözebilir.
Hepimizin yaşamı boyunca karşılaştığı bu durum… Çok güzel kalem alınmış, emeklerine sağlık…
Tülay dedi ki
15 Nisan 2026İnsan tartıştığı yerlere baktığında aslında derdinin haklı çıkmak olduğunu anlıyor.
Peki “Haklı olmazsa ne olur?”Dilan Akbay dedi ki
15 Nisan 2026Bir anlık sinirle söylenen sözlerin yıllarca pişmanlığını yaşar insan….
Oysa öfkesini bir yenebilse daha kontrollü olabilse işin sonu hiçte kötü yerlere varmayacak..Mevre dedi ki
16 Nisan 2026Emeğinize, kaleminize sağlık 🌷
Öfkemize yenik düştüğümüz anlar tıpkı atılan ok gibi...
Telafisi olmayan olayları da beraberinde getirebiliyor. Önemli olan o anları yönetebilmek fakat insan hep haklı çıkmaya çalışıyor.Emine Ç dedi ki
16 Nisan 2026Bu öykü hayatın çoğu yerinde böyle oluyor maalesef. İki kardeş.. anne baba.. İki arkadaş.. patron çalışan..
Ve böylelikle anlık gerginlikler kalıcı hasarlara sebebiyet verir..
Peki buna değer mi.?
asla..Yasemin H. dedi ki
16 Nisan 2026"Mert küçük bir el hareketiyle özür dileyebilirdi. Emre kornaya basmak yerine derin bir nefes alabilirdi." Bu hepimizin egosuna o kadar ters ki ancak bunları yapamasak bile bazen susmak, tepkimiz olumsuz olacaksa o tepkiyi vermemek daha onarıcıdır. En büyük güç, haklı çıkmaya çalışmak değil, susabilmektir.
Sevil Çerçi dedi ki
16 Nisan 2026Sorunları daha başlamadan bitirebiliyor olmak. Ne güzel olurdu...
Gülten Aktaş dedi ki
16 Nisan 2026Ellerinize sağlık
Gerçek olgunluk öfkeyi içinde durdurabilmektidir inşALLAH
Nasip olurFeyza dedi ki
17 Nisan 2026Pişman olmamak için düşünebilmesi gerekiyor insanın, o duygu yoğunken gelecekteki olası sonuçları hesaplayabilmesi. Günümüzde en az yaptığımız şey; düşünmek…
Hülya İ dedi ki
17 Nisan 2026Kişiye yön veren seçimleri…
Seçim çok kıymetli…
İnsan sonucu değerlendirir fakat o sonucu getiren sebeplere, yaptı seçimlere çokta bilinç vermek istemez…Gülcan dedi ki
17 Nisan 2026Her zaman haklı olamaz insan ve her insanla tartışamaz,konuşmaz… Bu yazı bu konuda bilinçlendirici ve öfke kontrolünün önemini bize anlatan çok güzel bir yazı olmuş👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻🌸
Evrim dedi ki
17 Nisan 2026Tartışma anlarında öfkemizi kontrol edemeyerek en çok da yine kendimize zarar veriyoruz maalesef.
Bazen susup, sessiz kalıp öfkemizi kontrol etmeyi bilmemiz gerekiyor. Bunu yapamadığımızda ise geriye "keşkeler" ve "pişmanlık" kalıyor.
Elinize sağlık...Tuğba Güllü Sürmeli dedi ki
20 Nisan 2026Günümüzde tartışmadan beslenen insanlar var. Öyle insanlara denk geldiğim zaman genelde ortamdan ayrılmayı veya sessiz kalmayı tercih ediyorum.
Haklı olmak yerine mutlu olmayı seçmek ne güzel...Özlem dedi ki
22 Nisan 2026Kazandırmaz. Haklı olmayız çalışmak, bunu savunmak yerine hak eden olmak nihayetinde insana kazandırıyor insan tartışmaya meyilli bir canlı ama buna rağmen geri durması içten davranış oluyor, bu yazı bunu çok sade ve güzel bir dille anlatıyor,
Nihal dedi ki
23 Nisan 2026Nefsimize hakim olamayarak yaşadıklarımız bize ağır bedeller ödetiyor.Aslında sadece bir dakika durup kendimize bunu yapmak istiyor muyum diye sorabilsek keşke…
Elinize sağlık.Bengü Bilgiç dedi ki
23 Nisan 2026İnsanın en çokta hoşgörüye ihtiyacı var. Bana bunu nasıl yapar dediğin anda ve tahammülünü orda burda tükettiğinde , en çok ihtiyacın olan hoşgörü çoktan gitmiş oluyor senden. Çok güzel bir anlatım olmuş kaleminize sağlık.
Kübra A. dedi ki
30 Nisan 2026bazen haklı olmak uğruna kaybettiğimiz şey, aslında en çok korumamız gereken huzurumuz oluyor...
gerçek güç, tartışmayı kazanmakta değil; onu başlatmamayı seçebilmekte...
Nur Çalımfidan dedi ki
4 Mayıs 2026Nereyi besliyoruz, sonrasında pişman olacağımız bizi yıpratan beni mi, yoksa sakinliğimi koruyan hoşgörü tevazu gösterebilen beni mi. Emeğinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş.
Sümeyye Sezer dedi ki
9 Mayıs 2026Hepimiz böyle durumlar yaşayabiliyoruz, duygularımızı kontrol etmeyi öğrendikçe daha güzel olacak dünya.
Öznur dedi ki
14 Mayıs 2026Tartışmacı olmaya meyilli insanoğlu sadece kendinde değil karşısındakininde bu özelliğini açığa çıkarmamak için uğraşmak çok kıymetli
