Hayatta her şeyin bir sınırı vardır. Sınırı olmayan zamanla dağılır, parçalanır ve zarar görür.
Bedenimizi dış etkenlerden koruyan derimiz bile aslında hayatla aramızdaki bir sınırdır. O bütünlüğünü kaybettiğinde, insan için hayati risk başlar. Yaşamın içinde de durum farklı değildir; insan ve diğer canlılar kendi alanını belirler ve bu alanı korur.
Önce bir bahçe çitiyle başlar sınırlar; sonra apartman kapısı, ardından daire kapısı… Evin içinde bile sınırlar devam eder: ortak alanlar ve en özel alanımız olan yatak odamız. Hatta pikniğe gittiğimizde bile bir örtü serer ve kendimize ait bir alan oluştururuz.
Ayşe’nin Hayatındaki Sınırlar Neredeydi?
Ayşe bir süredir neredeyse tüm ilişkilerinde sorunlar yaşıyordu. Annesiyle, kardeşiyle, eşiyle, görümcesiyle, komşusuyla… Kendi kendine defalarca aynı soruyu sormuştu: “Neden hep sorunlu ilişkiler beni buluyor?”
Bu düşünceler içinde dalıp gitmişken, bir anda bir sesle irkildi:
“34 AZ … plakalı araç, lütfen sağa çekin!”

Trafik polisinin sesiyle kendine geldi ve panikle aracı sağa yanaştırdı.
“Hanımefendi, iyi misiniz?” diye sordu polis.
Ayşe şaşkın ve dalgındı. “Evet memur bey…” diyebildi.
Polis bu kez daha ciddi bir tonla konuştu:
“Az önce şerit ihlali yaptınız. Arkadaki sürücü dikkatli olmasaydı ciddi bir kazaya sebep olabilirdiniz.”
Ayşe donakaldı. “Şerit ihlali mi?”
“Evet,” dedi polis. “Burada sollamak yasak. Levhaları ve yol çizgilerini görmediniz mi? Kurallar sizi ve diğer sürücüleri korumak için var.”
Ayşe’nin zihninde bir anda şimşekler çaktı.
Kendi hayatını düşündü. Kaç kez kendi sınırlarını ihlal ettirmişti? “Hayır” demesi gerekirken kaç kez sessiz kalmıştı? İsteyen hayatına giriyor, isteyen çıkıyordu. Eşyaları izinsiz alınıyor, kapısı habersiz çalınıyor, hatta en özel alanlarına bile sınır gözetilmeden giriliyordu.
Ayşe tüm olup biteni “samimiyet” sanmıştı. “Paylaşmak güzeldir” diyerek kendi sınırlarını yok saymıştı. Ama sonuç hep aynıydı: Üzülen, yıpranan ve değeri görülmeyen bir Ayşe… Üstelik sadece üzülmekle kalmıyor, ilişkileri de bu belirsizlikten zarar görüyordu.
O an anladı: Sınırlar bir duvar değildir. Mesafe koymak veya insanları dışlamak için de değildir. İlişkileri korumak içindir ve ilişkide samimiyet sınırsız olmak anlamına gelmiyor. Çünkü başkalarına çizmediğimiz her sınır, kendimize verdiğimiz bir ceza, ilişkimize verdiğimiz hasar gibidir.
Sınırlar, içindekileri özel kılar…
“Görünmez Çizgiler” için 11 yanıt
-
… başkalarına çizmediğimiz her sınır, kendimize verdiğimiz bir ceza, ilişkimize verdiğimiz hasar gibidir.
Bu cümle oturup üzerinde tüm ilişkilerimizde düşünülmesi gereken bir bölüm. 🌼
-
Kaleminize sağlık görünmez çizgilerde gizliydi aslında o sınırların içerisindeydi huzur
-
Sınırsız sevilme isteği sınırları kaldırtır insana… ilişkiye verilen hasar büyür oysaki ✨✨✨
-
Sınırlar….
O kadar güzel bir konuya değinmişsiniz ki kaleminize sağlık.
Hayatta sınırları olmayan herşey bir zaman sonra yok olmaya mahkum oluyor maalesef. Asıl kıymetli olan sağlıklı sınırlar çizip o sınırlar dahilinde yaşayabilmek. -
Her şeye izin verdiğimizde, sınırlarımızı çizmediğimizde İlişkilerimizin daha iyi olacağını düşünüyoruz. Oysa ki ne kadar sınırsız yaşarsak o kadar da bizi üzmelerine müsaade ediyoruz.
Aslında sınırlarımızın olması ilişkilerimizin daha da güçlü olması için. Tıpkı ağacın dalları büyürken kendi sınırlarını bilerek ve yanındaki ağacı engellemeden uzaması gibi. Oysaki biz uzaktan baktığımızda bir orman görüyoruz.
-
Sınırlar gerçekten bizi korumak için var. Sınır koymak duvar örmek değildir. Aşılabilir sınırlar ilişkilerimizi canlı tutarken aynı zamanda zarar gormemize de mani olur.
Ellerinize sağlık farkındalık için ❤️ -
Kaleminize sağlık . Oysaki sınırları belirli olan insanla ilişki kurmakta çok rahat aslında. Ama nedense hayır dediğim de bende hep karşımdaki ya kırılırsa, ya beni samimiyersiz bulursa demiştim ve hep kırılan olmuştum.
-
Ahhh o dikiz ay aynasından bakarken yapılan hayat muhasebesini hangimiz yapmadık ki
Mesafe ve sımnır koymak adına çok güzel farkındalık kazandıracak bir yazı olmuş
Kaleminize sağlık 🌺 -
İnsanlara hayatımızda konumlarına göre bir yer vermeliyiz. Sınırlar bu konumların sürekliligini sağlar.
Sınırların olmadığı yerde kim hangi konumda belli olmaz ve bu çok karmaşık bir hayat olur.
O yüzden sınırlar iyi ki var. -
Evet, gerçekten kendi sınırlarımıza ne kadar sahip çıkıyoruz. Yaşantımızı bu bağlamda gözden geçirmekte fayda var. Bazen farkında olmadan, istemeden birilerine sınırlarımızı açıyoruz ve bunun sonucunda zarar görüyoruz. Öte yandan bize fayda sağlayacak olan insanlara da sınırlarımızı sımsıkı kapatıyoruz… Öyleyse kime açık, kime kapalı olacağız?? Kendi sınırlarımız ne durumda?
-
Sınırlar hayattaki en önemli dengelerden biri. Sınırları olamayan bir insanın ayrıcalığı da olmuyor. o halde sınırlarımızı ihlal ettiğimiz yerden ufak bir hareketle çizmeye başlama. Çok farkındalık oluşturan bir yazı olmuş.
Bir yanıt yazın